21 Temmuz 2008 Pazartesi

Temiz Hava İnsanlık Hakkıdır

© Zülal Kalkandelen/ Dünyalı Yazılar
Cumhuriyet Pazar Dergi/20 Temmuz 2008

Sigara yasakları başladığından beri bir tartışmadır gidiyor. Yasa çıktı çıkmasına, ama hala uygulamaya aykırı davranışlara ve buna göz yumanlara rastlamak mümkün. İlginç olansa, sürekli olarak “Türk insanı bu yasaya zor uyar,” türünden görüşlerin dile getirilmesi.

Neden acaba?

Türkiye’nin giderek yasalara uymamanın normal karşılandığı bir ülkeye dönüşmesinden mi?

Birkaç gün önce, bunu düşündürtecek bir olayın içinde buldum kendimi.

Yasaya rağmen, Üsküdar-Beşiktaş deniz motorunda sigara yaktı birisi.

Birkaç kişi tarafından uyarılınca da verdiği yanıt aynen şöyle oldu: “Ne yapalım yasa varsa? Devletin en yetkili makamlarında oturanlar anayasa, hak, hukuk tanımıyorsa, ben ne diye uyacağım?

Tabii bu tavırdan sonra tartışma iyice alevlendi.

Dağ başı mı burası?” dedi birisi.

Diğeri, “Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz diyenlerin ülkeyi getirdikleri nokta işte bu...” diyerek Özal’ı andı.

Özal’a kadar gitme, sen şimdikine bak!” dedi bir başkası.

Herkesin aynı anda konuşup kimsenin birbirini dinlemediği tartışma beş dakika kadar sürdü. Sigarasını söndüren vatandaş, Beşiktaş’a vardığımızda söyledi son sözünü: “Tamam kardeşim, geldik zaten. Susun artık!

Ve sigarasını içmiş olmanın rahatlığıyla indi motordan...

***

Bu olay hakkında aklıma takılan asıl mesele, neden Türkiye’de insanların yasalara uymamakta direndiği...

Uygar ve demokratik bir toplumda birlikte yaşayabilmek için herkesin uyması gereken kurallar bütünüdür hukuk. Nasıl hükümet, Anayasa’nın değiştirilemez nitelikteki 2. maddesi uyarınca laikliğe uygun bir yönetim sergilemek durumundaysa, vatandaşlar da yasalara uymak zorundadır. Yasalar beğenilmeyebilir, eleştirilebilir, ama yürürlükte olduğu sürece herkesi bağlar.

İşin aslı bu kadar basit aslında. Fakat yasaları uygulamakla görevli yargıçların uyarılarını “Y-Muhtıra” olarak niteleyen bir medya olduğu sürece ne bekliyoruz ki?

Yasaları daha demokratik ve daha uygar hale getirmeyi tartışacağımıza, onlara uyup uymamayı konuşuyoruz... Tehlikeli olan ve ilerlemeyi engelleyen de bu zaten.

***

Oysa sigara yasağına uymamak yerine, onu düzenleyen yasadaki eksikliklerin nasıl giderilebileceğine odaklansak daha doğru olmaz mı?

Neden yasağın lokanta ve barlarda bir yıl sonra uygulanmaya başlayacağını sormuyoruz da, taksilerde içilememesine takılıyoruz? Taksinin içinde ortalama 15-20 dakika kalıyorsak, restoranda daha fazla zaman geçiriyoruz. Üstelik orada bir değil, çok sayıda kişi aynı anda içince, mekan tam bir gaz odasına dönüşüyor.

Bir yandan da, yasak kapsamına giren alışveriş merkezlerindeki lokantaların sahipleri, yasanın müstakil lokantalarda gelecek yıl uygulamaya girmesinin haksız rekabet yaratmasından şikayetçi. Meclis Sağlık Komisyonu Başkanı, bu durumda müstakil lokantalar için de yasağın öne alınabileceğini söylemiş.

Haksız ticaret varsa elbette önlenmesi gerekir; buna bir itiraz yok. Ama merak ettiğim şu: Sigaranın hem içenin hem de çevresindekilerin sağlığına zararlı olduğu, bütün dünyada bilim insanlarınca kanıtlanmış bir gerçektir. Öyleyse, neden lokanta ve barların bir yıl daha insanları zehirlemeye devam etmesi uygun bulunmuştur?

Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı, “Temiz hava da temiz su gibi insanlık hakkıdır. Kimsenin başkasının havasını kirletmeye hakkı yoktur. Başkasını kanser yapmak insan hakkı değildir," diyor.

Kimileri de hala kamuya açık mekanlarda sigara içmeyi savunuyor!

1 yorum:

metinmesut dedi ki...

Pazar Cumhuriyet'te yazınızı okuyunca sevindim. Sigara içenler sigara içmeyi olur olmaz yerde hak olarak görürler ya onlara laf anlatamzsınız, kendinizi orada yalnız hissedersiniz, bu yazı işte beni anlatıyor. Sevgilerimle Dr. Mesut Kosku